Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Travmatik Beyin Hasarları Üzerindeki Etkileri

Ketojenik Diyetin Travmatik Beyin Hasarları Üzerindeki Etkileri

Başlangıçta açlık ya da sınırlı gıda dönemleriyle ilişkili biyokimyasal değişiklikleri taklit etmek için geliştirilen ketojenik diyet, %80-90 yağdan oluşur ve yeterli olan protein, ancak sınırlı karbonhidrat sağlar. Normal metabolizmada gıdada bulunan karbonhidratlar, vücudun enerji üretimi için tercih ettiği substrat olan glikoza dönüştürülür. Bazı durumlarda (oruç tutmak gibi) glikoz mevcut değildir, çünkü diyet, metabolik ihtiyaçları karşılamak için yetersiz miktarda karbonhidrat içerir. Sonuç olarak, yağ asidi oksidasyonu tercih edilir ve karaciğer, yağları, beyin hücreleri için etkili bir alternatif yakıt olarak işlev gören yağ asitlerine ve keton yapılarına dönüştürür. Dönüşüm, özellikle üç keton gövdesinin sentezine yol açar. Bunlar, β-hidroksibutirat, asetoasetat ve aseton.

Ketojenik Diyet İle Beyin İlişkisi

1921’de epileptik çocukları tedavi etme gelişimlerinden bu yana ketojenik diyet, en çok pediatrik epilepsi sendromları bağlamında incelenmiştir. Ancak ketojenik diyetin, bazı merkezi sinirlerin, hayvan modellerinde nöroprotektif olduğu da görülmüştür. Nörodejeneratif hastalıklar arasında bulunan Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, hipoksi, glutamat toksisitesi, iskemi ve travmatik beyin hasarları gibi sistem bozuklukları da ketojenik diyet ile yakından ilişkilidir. Nörodejeneratif hastalıklar ve diğer yaralanmalar, reaktif oksijen türlerinin ve mitokondriyal disfonksiyonun artması gibi travmatik beyin hasarlarını takip eden metabolik yaralanma gibi bazı ortak patofizyolojik olayları paylaşır. Travmatik beyin hasarlarının düzelmesi için beklenilen en büyük etki, beynin kendini iyileştirmeye yardımcı olacak kadar enerji elde edebilmesidir. Beyin ise travmatik bir yaralanmadan sonra etkili bir şekilde doğal enerji kaynağı olan glikozu işleyemez bir hale gelmektedir. Bu durum, normal şekilde çalışmak için ya da alternatif bir enerji kaynağı bulmak için bir sürü karbonhidrat ve şeker tüketmek gerektiği anlamına gelir. Ketojenik diyetin etki etmeye başladığı yer tam olarak burasıdır denilebilir. Ketonlar, kan-beyin bariyerini geçebilen birkaç molekülden biri olduğundan dolayı beyin için büyük bir enerji kaynağı olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca glikozun aksine beyin, yaralanma sonrası bile ketonları işleyebilir.

Ketojenik diyetin, enerji metabolizması üzerindeki etkisinin, enerji metabolizması genlerinin yeniden düzenlenmesine, mitokondriyal biyogenezin uyarılması yoluyla nöronal kaybın direncine, metabolik strese karşı direnci arttırmaya ve diyetin, nöroprotektif etkisine önemli bir katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Ketojenik diyet, aynı zamanda nöro-inhibitör etkilerin desteklenmesi için varsayılan bir yöntemdir. Çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) seviyeleri, ketojenik diyet yapan kişilerde aynı şekilde artmaktadır ve sonuç olarak nöronal çözülmeyen proteinlerin ekspresyonunu tetiklemektedir. Yapılan bir deneysel çalışmada, ketojenik diyetle beslenen farelerin yağ asitlerinin arttığı ve böylece serbest radikal hasarlarının oluşumunu sınırladığı bulundu.  

Ketojenik Diyet Travmatik Beyin Hasarı Sorunlarında Nasıl Uygulanır?

Keton cisimler, genel olarak açlık ya da açlık periyotları esnasında alternatif bir enerji kaynağı olarak geliştirildiğinden dolayı temel bir besin maddesi olarak kabul edilmezler ya da yokluğu bir beslenme yetersizliği olmaz. Geleneksel ketojenik diyet, öncelikle uzun zincirli yağ asitlerinden elde edilen yağ bileşenleri ile bir kısım proteine ​​dört parça yağdan oluşur. Ketojenik diyette yapılan değişiklikler, bir kısım proteine ​​üç parça yağ oranı, yağ bileşeni için orta zincirli trigliseritlerin (MCT) kullanımı ve modifiye edilmiş bir Atkins diyetinin veya düşük glisemik indeksli diyetin kombinasyonunu içermiştir.

Ketojenik diyetin en iyi bilinen klinik uygulaması, genel olarak sadece hafif yan etkilerle özel diyeti iyi tolere eden pediatrik epilepsi sendromlarıdır. Pediatrik popülasyonda uzun süreli kullanım, bazen büyüme geriliği, böbrek taşları, osteopeni kaynaklı kemik kırıkları ve hiperkolesterolemi ile ilişkilendirilmiştir. Kısa süreli yan etkiler arasında düşük dereceli asidoz, kabızlık, dehidrasyon, kusma, bulantı ve hipoglisemi sayılabilir. Olumsuz etkilerin de göz önünde bulundurulması ile beraber keton cisimlerinin oluşumuna yol açabilecek ilişkili açlık veya açlık durumundan doğabilecek komplikasyonlar da dikkate alınmalıdır. Bu açlık genel olarak, yaş ve ağırlığa bağlı olarak tahmini kalori ihtiyacının yüzde 80-90’ını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Diyet, ketozis sağlamanın birincil aracı olduğunda, aralıklı bir zamanlama çizelgesi düşünmeye ihtiyaç duyulabilir.

Ketojenik Diyetin Travmatik Beyin Hasarlarına Etkileri Üzerine Yapılan Çalışmalar

Travmatik beyin hasarlarında, ketojenik diyetin rolünü değerlendiren ve bilinen bir insan klinik denemesi yoktur. Bununla birlikte, ketojenik diyetlerin birçok kohort çalışmasında ve iki yeni klinik denemede tedavi edilmesi zor çocukluk çağı epilepsi sendromlarında etkili olduğu bilinmektedir. Klasik ketojenik diyet ile MCT diyet gibi modifiye ketojenik diyetler, genelleştirilmiş epilepsi ve parsiyel epilepsi sendromlarında kohort çalışmalarının büyük çoğunluğunda nöbetlerde %50’den daha fazla azalma sağlamıştır. 1970’ten bu yana yayınlanan 11 çalışmadan elde edilen sonuç verilerinin birleşik bir analizi, hastaların %15.8’inin nöbetten kurtulduğunu gösterdi. %32’si nöbet sıklığında %90’dan daha fazla azalma yaşadı ve hastaların yaklaşık %56’sında ise nöbetlerde yüzde 50’den fazla azalma oldu. Bazı çocukluk çağı epilepsi sendromlarında, ketojenik diyet ile 24 aya kadar olan uzun süreli faydalı sonuçlar olmuştur. Bu çalışmalar, ketojenik diyet mekanizmasının travmatik beyin hasarlarına olan olumlu etkileri üzerine farklı anlayışlara da yol açtı. Araştırmalar, 24 aydan daha fazla ketojenik diyet yapan hastaların büyük bir yüzdesinin semptomlarında zamanla ciddi düzeyde azalmalar olduğunu göstermektedir. Demans üzerine yapılan farmakolojik bir araştırma, sonuçları değerlendirmek için bellek ve dikkat gibi bilişsel alanların miktarını belirleyen Alzheimer hastalığı değerlendirme ölçeği-bilişsel alt ölçeği olarak bilinen bilişsel bir değerlendirme aracı kullanmıştır. Ketojenik diyet, demans hastalığı üzerinde de çok olumlu etkiler göstermiştir.

Ketojenik Diyetin Travmatik Beyin Hasarları Üzerindeki Sonuçları

Sunulan kanıtlara dayanarak ketojenik diyet, travmatik beyin hasarlarının sonuçlarını iyileştirmede büyük oranda katkı sağlamaktadır. Ketonların, travmatik beyin hasarlarının hemen ardından bozulmuş olabilecek, glikoz metabolizmasına bağımlılığını azaltabilecek, beyin için alternatif ve kolaylıkla kullanılabilen bir enerji kaynağı sağlayabileceğine dair göstergeler vardır. Tüm bunlarla beraber keton gövdelerinin üretimini ve kullanımını arttırmak için dışsal ajanların kullanımı da dâhil olmak üzere travmatik beyin hasarlarında, keton gövdelerinin ve ketojenik diyetlerin yararının tam manasıyla gösterilmesine genel bir ihtiyaç vardır. Ayrıca, beslenme ihtiyaçlarının çeşitliliği ve metabolik talepler nedeniyle diyet kaynaklı ketozis, özellikle de çoklu travma bağlamında ve yaralanma sonrası diğer beslenme önerilerini dengeleme ihtiyacı bağlamında yaralanmaların tedavisi için pratik olmayabilir.

Travmatik Beyin Hasarlarında Ketojenik Diyet Uygulamak Güvenli Midir?

Ketojenik diyet türleri çoğunlukla güvenlidir. Ancak bu diyet türünün olası bazı sağlık riskleri ve olası yan etkileri görülebilir. Ketojenik diyeti denemeye karar vermeden önce bilinmesi gereken olası yan etkiler şunlardır;

Ketojenik Grip: Vücut, ketozise geçmeye başladığı zaman bazı insanlar, grip benzeri semptomlar yaşayabilir. Bunlar arasında kusma, mide ağrısı ve yorgunluk olabilir. Bu ketojenik grip ismi verilen durum, herkeste yaşanmayabilir ve bu durum, sadece birkaç gün sürer. Ancak bu yan etki, zaten yorgunlukla mücadele eden ve beyin hasarı olan insanlar için problemli olabilir. Bol su içmek ve yeterince dinlenmek bu etkileri en aza indirir. Bu yüzden diyet denemeye karar verilmeden önce mutlaka diyetisyen ya da doktordan ayrıntılı bilgi almak gerekir.

Ketoasidoz: Beyin hasarı sonrası diyabetli insanlar, kesinlikle ketojenik diyeti takip etmemelidir. Çünkü ketoasidoz gelişme riski bu tarz hastalarda çok fazla yüksektir. Ketoasidoz, vücut çok fazla keton biriktirdiği zaman ve kan, çok asidik olduğunda ortaya çıkar. Ketoasidozun genel olarak belirtileri şunlardır:

  • Ağız kuruması,
  • Sık sık idrara çıkma isteği,
  • Mide bulantısı ve kusma hissi,
  • Tatlı veya şekerli hissedilen tükürük,
  • Solunumda ciddi oranda güçlükler.

Bu semptomlar veya yan etkilerden herhangi birini yaşarsanız, derhal doktorunuza danışmalısınız.


Benzer Yazılar