Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Polikistik Over Sendromu (PKOS) Üzerindeki Etkisi

Ketojenik Diyetin Polikistik Over Sendromu (PKOS) Üzerindeki Etkisi

Polikistik Over Sendromu (PKOS), üreme çağında olan kadınlar arasında yaygın olan bir hastalıktır. Ortaya çıkan yeni araştırmalar, ketojenik veya düşük karbonhidratlı bir diyetin hormonal düzenlemeyi, kilo kontrolünü ve diğer sorunlar ile ilgili problemleri iyileştirebileceğini göstermektedir. 

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Polikistik Over Sendromu, genellikle ergenlik döneminde veya erken yetişkinlik döneminde başlayan ve kısırlığın önde gelen nedenlerinden biri olan yaygın bir endokrin hastalığıdır. Çocuk doğurma çağındaki kadınların %20’sinin, tanı konmayan %70’i de dâhil olmak üzere bu sendroma yakalandığı tahmin edilmektedir. Bu sorunda bir kadının yumurtalık folikülleri, hormonal dengesizliğin bir sonucu olarak her 28 günde bir yumurta salgılamakta başarısız olur. Bu nedenle, yumurta olgunlaşmak yerine yumurtalıkta kalır ve bu durum ise küçük bir kist oluşturur. Bu süreç, iki yumurtalık arasında değişen ve zaman içinde düzinelerce kist oluşumuna yol açarak aylık olarak tekrarlanır. Yüksek luteinize edici hormon (LH) seviyeleri, yumurtlamayı baskılayan fazla androjenlerin (testosteron da dâhil) üretimini uyarır. Ek olarak bu soruna sahip olan kadınlar, normalde kandaki testosterona bağlanan düşük cinsel hormonu, bağlayıcı globüline (SHBG) sahiptir. SHBG düşük bir seviyede olduğu zaman testosteron seviyesi yükselir. Yumurtlamaya müdahale etmenin yanı sıra yüksek seviyelerde serbest testosteron erilleşme belirtilerine neden olabilir. Son olarak, düşük SHBG seviyeleri insülin direncini arttırır ve bunun tersi de geçerlidir.

Polikistik Over Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Polikistik Over Sendromunun yaygın belirti ve semptomlarından bazıları şunlardır;

  • Eksik dönemler (amenore) veya nadir dönemler (oligomenore) de dâhil olmak üzere adet düzensizlikleri,
  • Kısırlık,
  • Aşırı kilo ve obezite,
  • Acanthosis nigricans (koltuk altı, kasık, uyluk ve boynun cilt kıvrımlarında, cilt etiketleri ve koyu pigmentlerin oluşması)
  • Hiperandrojenizme (yüksek testosteron, DHEA ve diğer androjenler) bağlı erilleşme. Belirtileri hirsuitism (aşırı yüz ve vücut kılları), akne, erkek tipi kellik ve derin bir ses içerir
  • Depresyon.

Ancak bu soruna sahip her kadın bu semptomların hepsini yaşamaz. Ayrıca, bazılarının yumurtalıklarında karakteristik kistler bile bulunmayabilir. Kadınlar Polikistik Over Sendromu tanısı almak için üç kriterden en az ikisini karşılamalıdır. Bu kriterler;

  1. Seyrek veya eksik adet dönemleri,
  2. Hiperandrojenizm,
  3. Polikistik yumurtalıkların ultrason tarafından onaylanmasıdır.

Kısırlığa ve diğer kronik semptomlara ek olarak bu soruna sahip kadınlar, aşağıdakiler de dâhil olmak üzere bir dizi hastalık ve sağlık koşulları için risk altındadır;

  • Tip 2 diyabet,
  • Koroner arter hastalığı (KAH),
  • Karaciğer yağlanması sorunu,
  • Hipertansiyon,
  • Obstrüktif uyku apnesi.

İnsülin direnci ve hiperinsülinemi genel olarak Polikistik Over Sendromu’nda başlıca rol oynuyor. İnsülin direnci ve hiperinsülinemi sorunları Polikistik Over Sendromu’nda oldukça yaygındır. Bu durum da bozukluğu olan kadınların %64’ünü, özellikle de fazla kilolu veya obez olanları etkilemektedir. Bu soruna sahip olan kadınlarda, yüksek seviyelerde serbest testosteron ve düşük SHBG seviyeleri, insülin direncini, göbek, karaciğer ve pankreas çevresinde viseral yağ depolanmasını teşvik eder. Aşırı viseral yağ, insülin direnci ile iltihaplanmayı tetikler ve androjen üretimini daha da uyararak kırılması imkânsız gibi görünen kısır bir döngü oluşturur. Bununla birlikte bu hastalığa sahip olan her kadın, hastalığın klasik semptomlarını yaşamayabilir. Öte yandan birçoğunun, tip 2 diyabet ile güçlü bir şekilde bağlantılı insüline dirençli bir durumu olan metabolik sendromu vardır. Metabolik sendrom, 5 kriterden en az 3’ünün karşılanmasıyla teşhis edilir. Bunlar ise;

  1. Geniş Bel Çevresi: Kadınlar için bel çevresinin 89 cm veya daha yüksek olması.
  2. Yüksek Trigliseritler: 150 mg / dL (1.7 mmol / L) veya daha yüksek olması.
  3. Düşük HDL Kolesterol: Kadınlar için 50 mg / dL (1.3 mmol / L) veya daha düşük olması.
  4. Yüksek Tansiyon: 130/85 mm Hg veya daha yüksek olması.
  5. Yüksek Açlık Kan Şekeri (HFBS): 100 mg / dL (5.6 mmol / L) veya daha yüksek olmasıdır.

İnsüline dirençli Polikistik Over Sendromu hastaları ayrıca, sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve korumak için oldukça zor bir zaman geçirme eğilimindedir.  Bu soruna sahip olan kadınların yaklaşık %80’i aşırı kilolu veya obezdir. Obezite, insülin direncine ve hormon dengesizliklerine yol açtığı için bu kadınlardan, hastalık riskini azaltmak ve hormonal regülasyonu iyileştirmek için sıklıkla kilo vermeleri istenmektedir. 

Yapılan çalışmalarda, çok ciddi kalori kısıtlamasının, Polikistik Over Sendromu’na sahip olanlar da dâhil olmak üzere çoğu insanda kilo kaybı sağladığı gösterilmiştir. 4 haftalık kontrollü bir çalışmada bu soruna sahip olan kadınlar, daha yüksek veya daha düşük protein içeriğine sahip 1000 kalorili bir diyet yaparken, her iki grup da kilo vermiş, kan şekeri ve insülin seviyelerinde azalma göstermiştir. Bu durum, çok düşük kalorili diyetlerin kilo kaybına neden olabileceğini gösterse de uzun vadede sürdürülebilir olduğunu veya sağlıklı bir durum oluşturduğunu kanıtlamaz. Kalorilerin çok düşük olması, açlığın artmasına, aşırı yemeye, düşük enerji seviyelerine ve ruh hali sorunlarına neden olabilir. Ek olarak şiddetli kalori kısıtlaması, yağsız kas kaybına ve metabolik hızın düşmesine neden olur. Gelecekte kilo kaybını ve bakımı daha da zorlaştırır.

Polikistik Over Sendromu İçin Ketojenik Diyet

Buna karşılık düşük karbonhidrat içeren ketojenik diyet, Polikistik Over Sendromu ve insülin direncine sahip olan kadınlar için oldukça ideal olabilir. Öncelikle karbonhidrat kısıtlaması, kilo azalması ile visseral yağ kaybı, insülin ve kan şekeri seviyelerinde azalma ile beraber metabolik sendromu olanlarda diğer kalp hastalığı risk faktörlerinde iyileşme ile ilişkilendirilmiştir. Yapılan bir çalışmada, ketojenik diyet ile yaklaşık 1500 kalori tüketen metabolik sendromlu insanlar, vücut yağlarının %14’ünü kaybetti ve insülin seviyeleri, insülin direnci ve trigliseritlerde %50 veya daha fazla azalma yaşadı. Karbonhidrat kısıtlamasının Polikistik Over Sendromu üzerindeki etkileriyle ilgili kanıtlar oldukça etkileyicidir. Bu soruna sahip birçok kadın, düşük karbonhidrat veya ketojenik yaşam tarzına geçmenin bir sonucu olarak büyük kilo kaybı, normal adet döngüsü ve doğurganlığın devam etmesi ile beraber diğer faydalı sağlık değişiklikleri bildirmiştir. Bu sorun için karbonhidrat kısıtlamasını araştıran çok az sayıda resmi çalışma olmasına rağmen, var olanlar oldukça umut ve cesaret vericidir.

6 ay süren küçük bir çalışmada, Polikistik Over Sendromu’na sahip11 kadın, günlük vücut ağırlığının ortalama %11’ini kaybederken, günlük 20 gram karbonhidrat içeren ketojenik bir diyet uyguladılar. Ayrıca açlık insülin seviyeleri %54 düştü ve LH: FSH oranı tam manasıyla düzeldi. Bunlarla beraber, infertilite ile mücadele eden kadınların ikisi çalışma süresince de gebe kalmıştır.

Yine 2015 yılında yapılan çalışmada, 24 Polikistik Over Sendromu’na sahip kadın, ketojenik diyetle beraber günde yaklaşık 70 gram net karbonhidrat içeren düşük nişasta ve düşük süt diyetini takip etti. 8 hafta sonra, ortalama 19 kilogramlık kilo kaybıyla birlikte insülin seviyelerinde, serbest testosteron seviyelerinde, insülin direncinde ve trigliseritlerde dramatik bir düşüş yaşadılar. Ketojenik diyeti uygulamak, bu hastalığa sahip kadınların ruh halini ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir. İnsülin seviyelerinin azaltılmasının yanı sıra ketojenik diyet, iştahı kontrol etmeye yardımcı olarak kalori alımında açlık olmadan kilo kaybına yol açabilecek kendiliğinden bir düşüşe de neden olur.

Kaynak


Benzer Yazılar