Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Parkinson Hastalığı Üzerindeki Etkileri

Ketojenik Diyetin Parkinson Hastalığı Üzerindeki Etkileri

Parkinson hastalığı, çok karmaşık bir sorun olduğu için nedeni henüz açıklığa kavuşturulmamıştır. Ancak bunun, sayısız hücre işlemini etkileyen genetik ve çevresel faktörler arasındaki karmaşık bir etkileşimin sonucu olduğu bilinmektedir. Genel olarak, Parkinson hastalığının yaşadığı sorunların çoğuna, mitokondriyal disfonksiyon ile oksidatif hasarın bir sonucu olarak sinir hücresi hasarı ve hücre ölümünün sebep olduğu görülmektedir. Daha spesifik olarak, mitokondriyal disfonksiyon ile oksidatif hasar, hareket etmede hayati bir rol oynayan beynin, bir parçası olan dayanak nigrasındaki dopamin üreten hücrelerin bozulmasına sebep olur. Dopamin üreten hücreler zarar görmeye devam ettikçe kişi, Parkinson hastalığının yaygın semptomlarının çoğunu yaşar. Bu semptomlar genel olarak şunlardan oluşur;

  • Titreme,
  • Katılık,
  • Hareket yavaşlığı,
  • Motivasyon eksikliği,
  • Yorgunluk,
  • Kognitif bozukluk,
  • Depresyon ve ağrıdır. 

Bu hastalık genellikle, titreme, kas sertliği ve hareket hızındaki azalma gibi ilk motor semptomlar fark edildiğinde teşhis edilir. Hastalık ilerledikçe (10 veya daha fazla yıl sonra), motor olmayan semptomlar hastanın bilişsel fonksiyonuna da etki eder daha sıkıntılı süreçlere yol açar. Ancak, her hastada teşhis konulduktan sonra aynı belirtiler görülmeyebilir. Bu hastalığın karmaşıklığı, belirsizliği ve ilaç tedavilerinin yetersizliği nedeniyle birçok nedensel faktörünü bir kerede ele alan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Tek seferde bir semptomun farklı ilaçlarla tedavi edilmesi hastalığın yavaşlatılmasında etkisiz kalmıştır. Bu nedenle araştırmacılar, ketojenik diyetin beyindeki etkilerini incelemeye yönelik çabalarını, özellikle de epilepsi ve Alzheimer hastalığı olanlar üzerindeki olumlu etkisinin ardından daha da arttırdılar. 

Ketojenik Diyet, Parkinson Hastalığına Nasıl Yardım Eder?

Ketojenik diyetin, Parkinson hastalığına yardımcı olabileceği fikrine geçerliliği sağlayan ilk çalışmalardan biri, MPTP ile tedavi edilen fareler üzerinde yapılan bir çalışmadır. MPTP, Parkinson hastalığına dahil olan nöronları spesifik olarak hedefleyen, nöronal hasara ve hastalığı taklit eden semptomlara yol açan önemli düzeydeki bir toksindir. Ketojenik diyetin etkilerini test etmek için bilim adamları, farelere ketojenik diyet uyguladılar ve bunun, beyinlerine ne yaptığını incelediler. Ketojenik diyetin, MPTP’nin verdiği hasara karşı koruyucu olduğunu ve beynin ilgili alanlarındaki enflamasyonu (iltihap) azalttığını buldular. Bu olumlu etkilerin insanlara aktarılabilir olduğunu doğrulamak için bilim insanları, ketojenik diyeti, Parkinson hastalarında test etmeye karar verdiler. Bu çalışmada 7 hasta, evde 28 gün boyunca ketojenik diyet uygulamak için gönüllü oldu. 7 kişiden sadece 5’i 28 günü tamamladı. Ancak sonuçlar, birçok yaygın Parkinson hastalığı semptomu üzerinde oldukça olumlu etki gösterdi. Bu etkiler, istirahat halindeki titremelerde ciddi bir azalma, iyileştirilmiş denge, yürüyüş, ruh hali ve enerji seviyelerini içermektedir. Parkinson hastalarında ketojenik diyeti uygulayan birçok vaka çalışması da oldukça olumlu etkiler göstermiştir. Ketojenik diyetin ne kadar katı olduğuna bakılmaksızın, karbonhidratı kısıtlamanın ve beynin keton kullanımını artırmanın Parkinson hastalığına sahip kişiler için terapötik faydalar sağladığı görülmektedir.

Ketojenik diyetin Parkinson hastaları üzerindeki etkilerini izlemek amacıyla yakın dönemde yeni bir çalışma yapıldı. Bu randomize kontrollü çalışmada, 47 hasta seçildi ve bunlardan 38’i, 8 haftalık diyet protokolünü tamamladı. Çalışmayı tamamlayan hastaların 20’si az yağlı diyeti, 18’i ise ketojenik diyeti takip etti. Her diyet planı, benzer kalori ve protein içeriği sağlayacak şekilde tasarlandı. İki diyet arasındaki birincil farklar karbonhidrat, yağ ve lif içeriğindeydi. Bununla birlikte bu, her bir yiyecek parçasının tüketilmeden önce tam olarak ölçüldüğü kontrollü bir beslenme denemesi değildi. Bu nedenle deneklerin, önerilen miktarı alması pek olası değildi. Çalışma, haftalık alışveriş listeleri, günlük menüler ile basit ve tatmin edici tarifler içeren, 4 haftalık diyet planı olan daha gerçekçi bir diyet değişikliği protokolünü takip etti. Diyet planı ile birlikte her denek, diyete nasıl devam edeceği ve genel sorunları nasıl gidereceği konusunda ipuçları aldı. Araştırmacılar ayrıca, düzenli destek ve eğitim oturumları sağlamıştır. Her iki diyet de sağlık yararları sunma kabiliyetine sahip olarak eşit olarak sunuldu ve her iki gruba da doyuncaya kadar yemek yemeleri hatırlatıldı. Kan keton düzeyleri ölçülerek çalışma boyunca ketojenik diyete bağlılık teyit edildi. 8 haftalık ketojenik diyet protokolünü tamamlayan her hasta beslenme ketozisini başarabildi ve bunu uzun bir şekilde sürdürebildi.

Ketojenik Diyet, Parkinson Hastalığı Tedavisinde Daha Mı Etkili?

8 haftalık diyet protokollerinin sonucu olarak her iki diyetin de güvenli olduğu bulundu ve her iki grup da motor ile motor olmayan semptomlarda önemli gelişmeler yaşadı. Bu durum, Parkinson hastalığı ile mücadele eden herhangi bir hasta için umut verici bir gelişmedir. Bununla birlikte en net sonuçlar, her iki grup arasındaki istatistiksel farklılıkların incelenmesiyle bulundu. En çarpıcı fark, ketojenik diyet grubunun, Parkinson hastalığının motor dışı semptomlarında (semptomlarda% 41 azalma, az yağlı grupta sadece %11’lik bir azalma) önemli ölçüde ve daha iyi iyileşmeler göstermesiydi. 8 haftalık ketojenik diyet protokolünü tamamlayan her hasta eşit derecede önemli faydalar elde etti. Daha spesifik olarak, ketojenik diyetten sonra en fazla iyileşen semptomlar idrar sorunları, ağrı, diğer rahatsız edici duygular, yorgunluk, gündüz halsizliği ve bilişsel bozukluktur. Bu bulgular özellikle derindir. Çünkü motor olmayan semptomlar, Parkinson hastalığının en rahatsız edici yönünü temsil eder. Ayrıca bu spesifik semptomlar, l‐dopa’ya (Parkinson ilaç tedavisinin temel taşı) en az yanıt verenler arasındadır. Toplamda bu uygulama, ketojenik diyetin ilaç tedavisi ile birleştirilmesinin, Parkinson hastalığının semptomlarının birçok açıdan tedavi edilmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Basitçe söylemek gerekirse, Parkinson hastalarının hem motor hem de motor olmayan semptomlarında önemli gelişmeler yaşamadan önce karbonhidrat kısıtlamasına ve keton yanmasına uyum sağlamak için birkaç haftaya ihtiyacı olabilir. Vurgulamaya değecek son bulgu ise araştırmacıların, kilo vermenin plasebo etkisini ve etkilerini ekarte edebilmeleridir. Kilo kaybı ile vücut kitle indeksi düşüşünün büyüklüğü, gruplar arasında benzer olduğundan, protokol ve değerlendirmeler her bireye eşit olarak uygulandığından dolayı araştırmacılar, plasebo ve kilo kaybı verilerinin istatistiksel analizlerinde sahip olabileceği etkileri kolay bir şekilde hesaplayabilirler.

Parkinson Hastalığı İçin Keton Arttırıcı Takviyeler Mi Ketojenik Diyet Mi Tercih Edilmelidir?

Mevcut kanıtlar, ketojenik diyetin, genel sağlık ve Parkinson hastalığı semptomlarının hafifletilmesi için en iyi sonuçları sağlayacağını göstermektedir. Bununla birlikte diyetin daha etkili olması için MCT’ler ve hindistancevizi yağı gibi keton arttırıcı takviyeleri de tüketmek faydalı olabilir.

Ketojenik Diyet Uygulayan Parkinson Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?

Ketojenik diyet, Parkinson hastalığına yardımcı bir tedavi olarak kullanılabilir. Fakat bu diyetle beraber belirli ilaçlar ve semptomlar söz konusu olduğunda göz önünde bulundurulması gereken bazı hususlar vardır. Bunlar;

  • Protein Alımı: İnsanların genellikle Parkinson Hastalığı semptomlarına yardımcı olmak için kullandıkları ilaçlara levodopa denir. Araştırmalar, ilaçla birlikte protein alımının, çok daha az etkili olmasına neden olabileceğini göstermiştir. Ketojenik diyet sırasında bunun gerçekleşmesini önlemek için ilacı yemekten 30 ile 60 dakika önce almak gerekir. Optimal kas kitlesi ve kemik sağlığını korumak için yeterli protein alındığından emin olmak gerekir. Genel öneri kilogram başına 1 gramdır. Ancak yaşa, cinsiyete, vücut yağ yüzdesine ve hedeflere göre tam olarak neye ihtiyaç olduğunu bilmek için diyetisyen veya doktordan yardım alınması gerekir.
  • Popüler Ketojenik Yiyecekler: Parkinson hastalığı olan bazı kişiler, et, süt ürünleri ve yumurta gibi proteinlere karşı spesifik gıda kaçırmaları geliştirdiklerini de bildirmişlerdir. Bu durum, yiyecek seçimini biraz daha zorlaştırabilir. Bazen proteinin pişirilme şeklindeki değişim, bu konuda yardımcı olabilir. Ancak, yemeğin hazırlanma şeklini değiştirmek işe yaramazsa mutlaka diyetisyen ile görüşmek gerekir.
  • Bozulmuş Gastrointestinal (GI): Parkinson hastalığının etkileyebileceği alanlardan biri de gastrointestinal sistemdir. Bu durum, kabızlık ile beraber yiyecekleri çiğneyeme veya yutamama gibi problemlere yol açabilir. Hastanın çiğneme veya yutmayla ilgili belirli sorunları varsa düşük karbonhidratlı aperatifler, çorbalar veya içecekler en iyi seçim olabilir.
  • Planlanmamış Kilo Verme Veya Kilo Alma: Parkinson hastalığı olan kişilerin genellikle kullandığı ilaçlar, iştahsızlık ya da yeme isteğinde bir artış gibi yan etkilere sebep olabilir. Bu durum daha sonraki süreçte istemeden kilo alımına veya kilo kaybına neden olabilir. Bunların her ikisi de sağlık sorunlarına neden olabilir. Ketojenik diyetin, spesifik makro besin dağılımına (yağlar, karbonhidratlar ve proteinler) bakılmasının yanı sıra kalori içeriğine de dikkat etmek gerekir. Ayrıca keton gövdeleri arttıkça, doğal bir iştah bastırıcı etki ortaya çıkabilir. Bu nedenle, yeterli kalorinin tüketilmesini sağlamak için daha fazla özen gösterilmesi gerekir. En sağlıklı seçim yine diyetisyen veya doktor ile görüşmek olacaktır.

Kaynak


Benzer Yazılar