Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Multipl Skleroz (MS) Üzerindeki Etkileri

Ketojenik Diyetin Multipl Skleroz (MS) Üzerindeki Etkileri

Multipl skleroz (MS), sinir sistemini tamamen etkileyen bir sorundur. Yakın zamana kadar multipl skleroz, hastalığın ilerlemesinden ve sakatlığından sorumlu önemli nörodejeneratif bileşenin onayı olmadan tamamen iltihaplı bir hastalık olarak görülmüştür. Bu perspektif, iltihaplanma ve nörodejenerasyon arasındaki ayrışmanın gözlemlenmesiyle karşı karşıya kalmaktadır; buradaki nörodejeneratif bileşen, hastalık ilerlemesinde daha önemli bir rol oynayabilir. Bununla beraber birçok soruna çözüm olan ketojenik diyetin, mitokondriyal fonksiyonu iyileştirebileceğine dair kanıtlar vardır ve şu anda tedavisi olmayan progresif multipl sklerozun tedavisinde de ketojenik diyet, potansiyel faydalar sunmuştur.

Multipl Skleroz Öncelikle Bir Nörodejeneratif Hastalık Mıdır?

Geleneksel multipl skleroz (MS) modeli, dışarıdan bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bu modelde düzensiz bir bağışıklık sistemi, merkezi sinir sistemine saldırır. Periferik immün hücreler, merkezi sinir sistemine girmek ve zaman içinde yayılan çeşitli nörolojik semptomları içeren, akut multifokal enflamatuar lezyonlara yol açan merkezi sinir sistemine girmek için bir kan ile beyin bariyerini geçerler. Enflamatuar ve nörodejeneratif bileşenlerin dualitesi, bir hastanın yıllarca izole edilmiş enflamasyonla tekrar başladığı veya doğrudan ilerleyici MS’e girmiş olmasına bakılmaksızın, MS’in tamamen aynı oranda kötüleşebileceği gözlemiyle belirginleşir. Patofizyolojik olarak iki hastalık arasında fark bulunamamıştır 

Multipl Sklerozda Mitokondrinin Rolü

Nörodejenerasyon, iltihaplanmayı tetikler. Paralel bir süreç olarak ortaya çıkarsa da MS’in nörodejenerasyonu ve nöroenflamasyonu içerdiğine dair kanıtlar artmaktadır. Mitokondriyal disfonksiyonun, nörodejeneratif hastalık sürecinde merkezi bir rol oynadığı düşünülmektedir ve artan kanıtlar, mitokondriyal disfonksiyonun MS patogenezinde de büyük önem taşıyabileceğini göstermektedir. Aksonal dejenerasyon, MS’in belirgin bir özelliğidir ve lokal demiyelinizasyon olmadığında bile belirgin şekilde mevcuttur.

Mitokondri Ve Nörodejenerasyon

Birçok araştırmacı, mitokondriyal fonksiyon bozukluğunun patogenezinde merkezi olduğu nörodejenerasyon için bir model önermektedir. Bu modelde, mitokondriyal disfonksiyon, sinaptik disfonksiyon, atrofi ve nöronal kayıptan önce gelir. MS’in bir modelinde, deneysel otoimmün ensefalomiyelit (EAE olarak bilinir), mitokondriyal yaralanmanın enflamasyondan önce ve nörodejenerasyon için tetikleyici olduğu gösterilmiştir. Mitokondriyal hasara yol açan kesin moleküler nedenler bilinmemekle birlikte, oksidatif hasar olası bir yoldur. MS’li hayvan modellerinde antioksidan tedavilerin ilk çalışmaları ümit verici sonuçlar vermektedir. Bugüne kadar, MS’te kullanılan ve ilerleyici MS üzerinde bazı yararlı etkileri olabilecek az sayıdaki terapötik seçeneklerden biri, Dimetil Fumarat veya DMF’dir. DMF, bir immünomodülatör etkiye sahip olmasının yanı sıra, ayrıca güçlü bir antioksidan ajan olduğu MS için tek güncel tedavidir. NRF-2 yolu ile oksidatif stresi azalttığı düşünülmektedir ve bu nedenle nöroprotektif bir etkiye sahiptir. Bu nöroprotektif etki, diğer nörodejeneratif ortamlarda da ortaya çıkmıştır

Alternatif Bir Yakıt Temini Sağlamada Ketonların Potansiyeli

Vücudun uzun süre aç kaldığı süre boyunca beyine, keton gövdeleri biçiminde alternatif bir yakıt kaynağı sağladığı görülmüştür. Merkezi sinir sistemi, yağı doğrudan bir enerji kaynağı olarak kullanamaz ve uzun süreli karbonhidrat kısıtlamasından sonra yağ, ketogenez olarak adlandırılan bir işlemde keton gövdelerine dönüştürülür. Ketogenez, öncelikle karaciğerde bulunan mitokondri matrisi içinde gerçekleşir. Ketogenez, beynin ana yakıt kaynağı olarak glikozun yerini alan keton gövdelerinin beta-hidroksibutirat, asetoasetat ve asetonun üretilmesiyle sonuçlanır. Keton cisimleri, kan ile beyin bariyerini kolayca geçebilir ve keton cisimlerinin kullanımı, serumdaki konsantrasyonları arttırır. Ketonlar, glikolitik yolu atlar ve direkt olarak mitokondri içindeki Trikarboksilik Asit (TCA) döngüsüne girerek anapleroza katkıda bulunur.

MS’in Nörodejeneratif Bileşeni İçin Ketojenik Diyetin Rolü

Ketojenik diyet, geleneksel olarak dirençli epilepsinin tedavisi için kullanılmıştır. Ancak faydalarının daha geniş bir nörolojik hastalık spektrumuna uygulanabileceği açıkça görülmektedir. Her ne kadar epilepsi dışında kullanılması konusundaki araştırmalar henüz başlangıç ​​aşamasında olsa da elde edilen bulgular oldukça ümit vericidir ve özellikle de mitokondriyal fonksiyonlar açısından nörodejenerasyonun tedavisi için büyük potansiyel taşımaktadır. Ketojenik diyet, mitokondriyal fonksiyon üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Reaktif oksijen türlerinin seviyesini azaltır ve ATP kullanılabilirliğini arttırır. Bu diyet ayrıca, nöroproteksiyonu sağlayabilir ve enflamasyonu ciddi oranda azaltabilir. Ketojenik diyetin uygulanması esnasında üretilen ketonlar, bozulmuş glikoz metabolizmasının belirlenmesinde alternatif bir yakıt kaynağı olarak kullanılabilir.

Ketojenik Diyetin Oksidatif Stres Üzerindeki Etkisi

Ketojenik diyetin, ayrışmayan proteinler üzerindeki etkisiyle reaktif oksijen türlerinin oluşumunu azalttığı görülmüştür. Ayrıca, histon deasetilazlar üzerindeki yok edici etkisi ve Nrf2 yolunun aktivasyonu ile katalaz ve glutatyon da dâhil olmak üzere antioksidan maddelerin seviyelerini arttırır. Tüm bunlar ise oksidatif stres oluşumunu engeller veya olası hasarları minimuma indirir. Oksidatif fosforilasyon işlemi reaktif oksijen türlerini üretir. Reaktif oksijen türlerinin oluşumunun kapsamı, iç mitokondri zarındaki potansiyel farkla güçlü bir şekilde ilişkilidir. Ayrılmayan proteinler (UCP’ler), protonların mitokondriyal matrise girmesine izin vererek bu potansiyel farkı azaltabilir. Her ne kadar bu hafif ayrılma oksidatif fosforilasyon ile üretilen ATP’de küçük bir azalmaya yol açsa da genel olarak net etkisi, reaktif oksijen türlerinin oluşumundaki azalma, apoptotik olaylardan korunma yoluyla solunum ve ATP seviyelerini arttırmaktır. Ketojenik diyet, UCP aktivitesini, özellikle UCP2, UCP4 ve UCP5’in aktivitesini reaktif oksijen türlerinde karşılık gelen bir düşüşle teşvik ediyor gibi görünmektedir 

Ketojenik Diyetin Multipl Skleroz (MS)’a Faydaları

Yapılan araştırmalar neticesinde ketojenik diyet uygulayan MS hastalarının semptomlarının büyük bir bölümünde ciddi düzelmeler olduğu görülmüştür. Ketojenik diyetin MS üzerindeki etkileri şunlardır;

Ketojenik Diyet Gut Mikrobiyomunu Değiştirir

İngiltere merkezli mikrobiyoloji dergisinde yayımlanan bir  çalışmada, ketojenik diyet uyguladıktan sonra MS’li hastaların bağırsak mikrobiyomu incelendi. Ketojenik diyet uygulamadan önce araştırmacılar, MS’li hastalar arasında sayısal olarak önemli olan biyo-fermantatif bakteri konsantrasyonunun çok düşük olduğunu bulmuşlardır. 6 aylık ketojenik diyet uygulanmasından sonra ise bağırsak mikrobiyomları çok sağlıklı kontrol grubuna dönüşmüştür.

Ketojenik Diyet MS’li Hastalarda Bilişsel İşlevi Arttırır

Daha önce yayınlanan bir hayvan çalışmasında, ketojenik diyetin MS sürümü (EAE olarak bilinir) üzerindeki merkezi sinir sisteminin, hafıza kaybı ve iltihaplanması üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma, ketojenik diyetin, motor ve hafıza işlev bozukluğunu baskıladığını ve ketojenik diyeti takip edenlerde EAE’nin başlamasının engellendiği bulunmuştur.

Ketojenik Diyet MS’li Hastalarda Yorgunluğu Ve Depresyonu Azaltır

Nöroimmünoloji ve nöroinflamasyon adlı dergide yayınlanan bir  araştırma, modifiye bir tür ketojenik diyetin, multipl skleroz hastalarında yorgunluğu ve depresyonu iyileştirdiğini buldu. Bu diyet ayrıca, dayanıklılığın artmasına, kilo kaybına ve proinflamatuar leptinin azalmasına da yol açtı. Eldeki bulgulara göre ketojenik diyet, MS’li hastalar için son derece güvenlidir ve diyet sırasında katılımcıların hiçbirinde herhangi bir yan etki görülmemiştir.

Ketojenik Diyet Kilo Kaybını Teşvik Eder Ve Daha İyi Egzersiz Alışkanlıkları Kazandırır

Nöroloji dergisinde Mayıs 2019’da yayınlanan bir takip makalesinde,  takip  etmenin faydaları da dahil olmak üzere ketojenik diyet ile ilgili hasta deneyimleri incelendi. 18 katılımcının % 83’ü, ketojenik diyet ile rahat bir şekilde kilo verdiğini, %72’si yorgunluk semptomlarında yüksek oranda iyileşme sağladığını,% 55’i daha rahat egzersiz alışkanlıkları kazandığını,% 50’si daha fazla dayanıklılık elde ettiğini ve %45’i ise MS semptomlarında ciddi oranda azalmalar olduğunu belirttiler.

Ketojenik Diyet Yağsız Vücut Kitlesini Arttırırken, Açlığı ve Enflamasyonu Azaltır

Mayıs 2019’da Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışmada, multipl sklerozu olan 27 kişide, ketojenik diyeti takip etmenin doyurucu etkisi ile beraber kas kütlesi ve oksidasyon seviyesi üzerindeki etkisi incelendi. Oksidasyon, normal hücre çürümesi sürecidir, ancak aşırı oksidasyon veya oksidatif stres seviyeleri iltihaplanma ve doku hasarına neden olabilir. Araştırmacılar, ketojenik diyetin, bireylerde öğle ile akşam yemeğinden önce ve sonra açlık algılarını azalttığını gördüler. Ayrıca bu diyet, yağsız kütlede artışa, yağ kütlesi, oksidasyon ve enflamasyon seviyelerinde azalmaya yol açmıştır.

Ketojenik Diyet Olası İltihapları Azaltır

MS, merkezi sinir sistemine zarar veren enflamatuar bir hastalıktır. Araştırmalar, ketojenik diyetin, iltihabı engellediğini ve MS semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilecek oksidatif stres düzeylerini azalttığını ispatlamıştır. Ancak enflamasyon, MS semptomlarının tek nedeni değildir. Yakın zamana kadar, multipl skleroz, hastalığın ilerlemesinden ve sakatlığından sorumlu önemli nörodejeneratif bileşenin onayı olmadan tamamen iltihaplı bir hastalık olarak görülmüştür. Bu perspektif, iltihaplanma ve nörodejenerasyon arasındaki ayrışmanın gözlemlenmesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Buradaki nörodejeneratif bileşen, hastalık ilerlemesinde daha önemli bir rol oynayabilir. 

Kaynak


Benzer Yazılar