Ketojenik diyet
Ketojenik Diyetin Kolesterol Üzerindeki Etkileri

Ketojenik Diyetin Kolesterol Üzerindeki Etkileri

Ketojenik diyetin kötü kolesterol seviyelerini arttırdığı ve atardamarları tıkadığı düşüncesi oldukça yaygın olan ciddi bir yanılgıdır. Bununla birlikte, son zamanlarda yapılan araştırmaların birçoğu, yüksek yağ ve karbonhidrat oranlarının düşük olduğu diyetlerin kolesterol seviyesini nasıl optimize edebileceği ve aslında kalp sağlığını iyileştirdiği konusuna da ışık tutuyor. Araştırmalara geçmeden önce vücutta lipoproteinler adı verilen yağ, kolesterol ve taşıyıcı moleküllerin rollerini anlamak gerekir. Lipitler olarak da bilinen yağlar, suyu iten ve polar olmayan bir özelliğe sahip çeşitli moleküller grubudur. 

İnsan vücudunda yağlar, en yaygın olarak kan dolaşımında iki formdan birinde bulunur. İlki, daha sonra kullanmak üzere enerji depolayan bir yağ asidi olan trigliseritlerdir. Bu uzun moleküller, vücut için yakıt oluşturmak üzere diğer yağ asitlerine ve gliserole ayrılabilir. Gliserol ayrıca, parçalanabilir ve glikoza dönüştürülebilir. Kandaki yüksek trigliserit seviyeleri, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer hayatı tehdit edici hastalıklar geliştirme riskini arttırabilir. Vücuttaki diğer önemli lipitler sınıfı kolesterol denilen mumsu bir maddedir. Bu moleküller vücutta, östrojen ve testosteron içeren hormonlar oluşturmak, hücre zarlarının bütünlüğünü korumak ve vitamin emilimine yardımcı olmak gibi çeşitli işlevlere sahiptir. Vücut, karaciğerde ihtiyaç olan tüm kolesterolü ve tüm vücuttaki diğer hücreleri üretir. Kolesterol, kümes hayvanları ve kırmızı et gibi hayvansal gıdalar tüketilerek de elde edilir. Tipik olarak, vücudun kolesterolünün %75’i endojenden (dahili olarak) üretilirken, diğer %25’i ise dış kaynaklardan alınır. Kolesterol, kanda en yaygın olan lipoproteinler adı verilen yağ ve proteinden oluşan moleküller tarafından taşınır. Lipoproteinler ise 5 ana formdan oluşur. Bunlar;

  1. Şilomikronlar
  2. Çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (VLDL)
  3. Orta yoğunluklu lipoproteinler (IDL),
  4. Düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL)
  5. Yüksek yoğunluklu lipoproteinlerdir (HDL). 

Sıklıkla “VLDL kolesterol”, “LDL kolesterol” ve “HDL kolesterol” olarak bilinen lipoproteinler, kolesterol değil kolesterol taşıyıcılarıdır.

HDL Kolesterol Nedir?

HDL kolesterol, iyi kolesterol olarak bilinir. Kolesterolü vücudun etrafına taşımanın yanı sıra HDL, hücreler tarafından kullanılmayan kolesterolü toplar ve onları geri dönüşüme tabi tutulmak ya da yok edilmek üzere karaciğere geri getirir. Bunu yaparak, iyi kolesterolün birikmesini ve arterlerin tıkanmasını önler. Bu nedenle yüksek kolesterol düzeyleri, optimal kardiyovasküler sağlığı korumak için bir bütündür. HDL tipik olarak, HDL’ye bağlı kolesterol konsantrasyonunu gösteren bir HDL-C testi ile ölçülür. Ek olarak HDL kolesterol, antienflamatuar etkilere sahiptir. Yayınlanan yeni bir araştırma çalışması, HDL’nin makrofaj adı verilen bağışıklık sistemi hücrelerini düzenleyerek enflamatuar aktiviteyi azaltmada sorumlu olabileceğini göstermektedir. Ayrıca yapılan epidemiyolojik çalışmalar, HDL düzeyleri ile belirli kanser türleri arasında ters bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu ilişkilerin kaynağını ve ayrıca HDL’nin işlediği moleküler mekanizmaları araştırmak için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. 

Ketojenik Diyetin Kolesterol İle Bağlantısı

Foods providing low cholesterol diet on the wooden background

Dünya üzerinde erkeklerin yaklaşık %32’si ve kadınların ise %13’ünün HDL kolesterolü düşüktür. Ayrıca insanların çoğunda, kardiyovasküler hastalık riskini azaltacak kadar yüksek HDL kolesterol düzeyleri yoktur. Diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik durumların dünya genelindeki prevalansı arttıkça uzmanlar, HDL kolesterol seviyesini arttırma yöntemlerini değerlendirmeye başladır. Uzun yıllar boyunca doktorlar, HDL’yi arttırmak ve diğer kolesterol formlarını düşürmek için statin adı verilen ilaçlar kullandılar. Son zamanlarda uzmanlar, HDL kolesterolünü optimize etmek ve kardiyovasküler hastalıkların başlamasını önlemek için diyet müdahalelerini tedavi yöntemi olarak kullanmaya başlamışlardır. Yayınlanan son bir meta-analizde araştırmacılar, çok düşük karbonhidratlı ketojenik diyetin, HDL kolesterol da dâhil olmak üzere kardiyovasküler sağlığın kilit ölçümleri üzerindeki etkilerini araştırdılar.

Genel olarak, 1257 hastayı kapsayan 12 çalışma, ketojenik diyetin, HDL kolesterol üzerindeki etkisini incelemiştir. Elde edilen sonuçlara göre uzmanlar, ketojenik diyetin, kardiyovasküler faydalar sağladığı sonucuna varmışlardır. Çünkü bu diyet uygulaması, vücutta HDL seviyelerini ciddi oranda arttırmıştır.

Ketojenik Diyetin V-LDL Kolesterol ve LDL Partikül Sayısına Etkisi

2006 yılında yapılan bir çalışmada araştırmacılar, karbonhidrat kısıtlamasının, LDL kolesterol üzerindeki etkilerini 12 haftalık bir kilo kaybı müdahalesi için 29 kişilik bir grupta değerlendirdiler. Bu diyet, karbonhidratlardan gelen enerjinin %10’unu, yağdan gelen enerjinin %65’ini ve proteinden elde edilen enerjinin %25’ini oluşturuyordu. 12 haftalık müdahaleden sonra araştırmacılar, LDL partiküllerinin konsantrasyonunun 1180 nmol / L 1180’den 1066 nmol / L’ye %9.6 oranında düştüğünü belirtmişlerdir. Daha önce belirtildiği gibi düşük seviyelerde LDL partikülleri kardiyovasküler formdalık için oldukça faydalıdır. Ek olarak, LDL partikül büyüklüğü 20,75 mm’den 21,27 mm’ye ortalama %5,2 arttı. Karbonhidrat kısıtlamasının yol açtığı kilo kaybı, plazma lipoproteinlerinin salgılanmasını ve işlenmesini olumlu yönde değiştirerek, ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı riskinin azalmasıyla ilişkili VLDL, LDL ve HDL partiküllerini oluşturur.

Neden Ketojenik Diyet Kolesterol Seviyelerini Optimize Ediyor

Bunun için en ikna edici kanıt, 2003 tarihli bir meta-analizde bulunabilir. Bu meta-analizde araştırmacılar, farklı yağ türlerinin insanlara beslenmesinin total-HDL kolesterol oranı üzerindeki etkisini ölçen altmış denemeden elde edilen verileri derledi. Ancak sonuçlara bakmadan önce bu oranın ne olduğu bilinmelidir. Toplam-HDL kolesterol oranı, toplam kolesterol seviyesinin HDL-C’ye bölünmesiyle bulunur ve HDL olmayan kolesterolün birçoğu LDL kolesterol olduğu için esas olarak LDL-HDL kolesterol oranı ile aynı mantıktır. 2003 meta-analizinin araştırmacıları bu oranı kullanmıştır.

Araştırmacıların en çok vurguladığı iki bulgu, laurik asidin (hindistancevizi yağında yüksek miktarlarda bulunur) ve stearik asidin (hayvansal yağlarda yüksek miktarlarda bulunur) total-HDL kolesterol oranı üzerindeki etkileridir. Bu yağ asitlerinin her ikisi de total-HDL kolesterol oranını, karbonhidratlardan çok daha iyi arttırmıştır. Araştırmacılar ayrıca, doymamış yağların (özellikle de çoklu doymamış yağların) oranını azalttığını (iyileştirdiğini) bulmuşlardır. Bununla birlikte lorik asit, total-HDL kolesterol oranı üzerinde diğer yağ, doymuş veya doymamışlara göre daha olumlu bir etkiye sahiptir. Bu bulgular nedeniyle ketojenik diyetin, kolesterol seviyesini iki ana sebepten dolayı optimize ettiği sonucuna varılabilir. Bunlar;

  1. Karbonhidratların, ketojenik diyette yaygın olarak tüketilen yağlarla değiştirilmesi, toplam-HDL kolesterol oranını arttırır.
  2. Daha fazla doymamış yağ ve laurik asit tüketmek, kolesterol seviyesini daha da iyileştirmeye yardımcı olur.

Başka bir deyişle, karbonhidratlar kısıtlandığında, kalorilerin çoğunluğu hayvansal yağlardan, hindistancevizi yağından, balık, fındık, avokado ve zeytinyağı gibi doymamış yağlardan alındığında, kolesterol seviyesinin artması da olasıdır. Bunların hepsini bir diyet planına dâhil etmenin en iyi yollarından biri ketojenik diyeti takip etmektir. Ketojenik diyetin, kolesterol seviyelerine sağladığı faydalı etkiler herkes için garanti edilemez. 

Ketojenik Diyet İle Kolesterol Seviyesi Artıyorsa Ne Yapılmalıdır?

Her ne kadar kanıtlar, ketojenik diyetin birçok insan grubundaki kolesterolü optimize etmeye yardımcı olsa da bazı durumlarda kolesterol seviyelerini arttırabilir. Sağlıksız bir şekilde kolesterol seviyelerinin yükselmesine neden olabilecek en yaygın koşullar kısaca şunlardır;

  • Ailesel Hiperkolesterolemi: Ailesel hiperkolesterolemi, LDL reseptörü için bir veya daha fazla genin kusurlu olduğu bir durumdur. Doğru miktarda işleyen LDL reseptörlerine sahip olmak, LDL kolesterolünü kandan temizleyerek sağlıklı kolesterol seviyelerinin korunmasında hayati bir rol oynar. Yeterli miktarda LDL reseptörü olmadan kanın, yüksek seviyelerde LDL partikülleri biriktirmesi, vücudun kardiyovasküler hastalığa karşı duyarlılığını artırması açısından daha olasıdır. Ailesel hiperkolesterolemili bir kişi ketojenik diyete tabi tutulursa diyetin artan doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek kolesterol seviyelerine neden olduğu için kalp hastalığına karşı da daha savunmasız hale gelecektir. 
  • Kronik İltihap Ve Stres: Hem iltihap hem de stres, benzer mekanizmalara neden olur. Bunlardan biri de kolesterol seviyelerinde bir artıştır. 

Kaynak / Kaynak


Etiketler

Benzer Yazılar