Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Epilepsi Hastalığı Üzerindeki Olumlu Etkileri

Ketojenik Diyetin Epilepsi Hastalığı Üzerindeki Olumlu Etkileri

Klasik yapılan ketojenik diyet, epilepsi hastalığı olan bazı kişilerde epilepsi nöbetlerini kontrol altına almaya yardımcı olabilen yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı özel ve önemli bir diyet türüdür. Bu diyet, doktor tarafından reçete edilmektedir ve diyetisyen tarafından da dikkatle bir şekilde izlenmektedir. Genel olarak ilaçlara herhangi bir şekilde cevap vermeyen ve epilepsi nöbetleri geçiren çocuklar için tercih edilmektedir. Ketojenik diyet, sıvı, kalori ve protein miktarları dikkat bir şekilde ölçülen modifiye atkins diyet türünden çok daha titizlik ister. Bu diyet türünde gıdalar tartılarak ölçülür.

Ketojenik kelimesi, vücutta keton üretildiği anlamına gelir. Bu ketonlar, vücut enerji üretmek için yağ kullandığında ortaya çıkar. Genel olarak vücut, karbonhidratları (ekmek, şeker, ekmek ve makarna gibi) yakıt için kullanmaktadır. Ketojenik diyet, karbonhidrat içeriği olarak çok düşük olduğu için bu durumda yağlar, ilk yakıt kaynağı haline gelir. Vücut, keton ve yağlarda çok daha iyi çalışabilir. Ketonlar, tehlikeli değildir. İdrarda, kanda ve nefeste tespit edilebilirler. Ketonlar, diyetin daha muhtemel etki mekanizmalarından biridir ve yüksek keton seviyeleri genellikle daha iyi epilepsi nöbetlerinin kontrolüne sebep olur. Bununla birlikte, diyetin neden işe yarayacağına dair birçok teori daha vardır.

Ketojenik Diyet Epilepsi Hastalarına Nasıl Yardım Ediyor?

Doktorlar genel olarak, birkaç farklı nöbet ilacına cevap vermeyen çocuklar için ketojenik diyeti önermektedir. Klasik diyet, kısıtlı yiyecek seçeneklerinin takip edilmesini zorlaştırdığından dolayı genellikle yetişkinler için önerilmemektedir. Yetişkin epilepsi hastaları için çoğunlukla modifiye atkins diyeti önerilir. Ketojenik diyetin birçok çalışmada bazı epilepsi durumları için özellikle yardımcı olduğu gösterilmiştir. Bunlar arasında infantil spazmlar, Rett sendromu, yumrulu skleroz kompleksi, Dravet sendromu, Doz sendromu ve GLUT-1 eksikliği bulunur. Bebekler ve gastrostomi tüpü ile beslenen çocuklar için yalnızca formül ketojenik bir diyet kullanılması, daha iyi bir uyumla beraber daha etkili olabilir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, bebekler için de diyet terapisinin başarıyla başlatılabileceğini kanıtlamıştır. Bu diyet, fokal nöbet geçiren çocuklar için oldukça işe yarayabilir. Ancak fokal nöbet geçiren çocuklarda bu diyetin sonuçları biraz uzayabilir.  Genel olarak bu önemli diyet, net bir metabolik veya mitokondriyal sebep olmadığı sürece her zaman tercih edilebilir. Ketojenik diyet, bazı durumlarda nöbet önleyici ilaçların azaltılmasına ve hatta bu ilaçların durdurulmasına bile yardımcı olmaya başlar. Bununla birlikte, bu durum her zaman gerçekleşmeyebilir.

Ketojenik Diyet Epilepsi Hastalarında Nasıl Yapılır?

Uzun zincirli trigliserit diyeti adı verilen tipik klasik ketojenik diyet, her 1 gram karbonhidrat ve protein için 3 ile 4 gram yağ sağlar. Genellikle klasik ketojenik diyet önerildiği zaman toplam kalori, hastanın ihtiyaç duyduğu kalori sayısına eşleştirilir. Örneğin, bir çocuk 1500 kalorili normal diyet yapıyorsa, bu beslenme şekli, 1500 kalorili ketojenik diyete dönüştürülür. Sadece çok küçük çocuklar için ketojenik diyet, kiloya göre reçete edilebilir. Bir ketojenik diyet oranı, birleştirilmiş karbonhidrat ve proteinlere karşı gelen yağ oranıdır. 4’e 1 oranı, 3’e 1 oranından daha katıdır ve genel olarak bu oran birçok çocuk için rahatlıkla kullanılabilir. 3’e 1 oran ise bebekler, ergenler ve başka nedenlerden dolayı daha yüksek miktarda protein veya karbonhidrat gerektiren çocuklar için kullanılır. Ketojenik diyet için yağ sağlayan gıda türleri arasında tereyağı, ağır çırpılmış krema, mayonez ve kanola ya da zeytinyağı bulunur. Bu diyetteki karbonhidrat ve protein miktarının sınırlandırılması gerektiğinden dolayı öğünlerin dikkatlice hazırlanması oldukça önem arz eder. Başka hiçbir şekilde karbonhidrat kaynağı tüketilemez. Genel olarak bu diyet, hastanede başlar. Çocuklar genel olarak 18-24 saat boyunca yakın tıbbi gözetim altında diyete adım atar. Bu diyette kalori ya da besin oranlarını yavaş bir şekilde arttırılarak devam eder.  Çok daha hızlı bir ketozis başlangıcı olmasına rağmen ilk etapta uzun süreli aç kalmak, uzun vadeli etkinlikler için muhtemelen gerekli olmadığına dair kanıtlar da bulunmaktadır. Bu yüzden günümüzde birçok diyetisyen ilk etapta uzun süreli açlık önermez.  Diyetisten, diyet boyunca nöbetlerdeki herhangi bir artışı izler, tüm tüketilen besinlerin karbonhidrat içermemesini sağlar ve aileleri bu konuda titiz bir şekilde eğitir. Bu diyet türünün hazırlanma ve listelenmesi karmaşık olduğu için mutlaka uzman bir diyetisyen desteği alınması gerekir.

Ketojenik Diyet İle Epilepsi Arasındaki İlişki Üzerine Yapılan Çalışmalar

Yapılan çeşitli çalışmalar ketojenik diyetin, epilepsi nöbetlerinin ilaçlar tarafından kontrol edilemeyen birçok çocukta nöbetleri ciddi oranda azalttığını ya da tamamen önlediğini kanıtlamıştır. Bu diyeti uygulayan çocukların yarısından fazlasında epilepsi nöbet sayısında en az %50 azalma olduğu görülmüştür. Bazı çocuklarda (ortalama %10-15’i) ise tam manasıyla epilepsi nöbetleri tamamen bitmiştir. Bunlarla beraber ketojenik diyet uygulayan çocuklar, diyet esnasında nöbet ilacı almaya devam eder. Bazı çocuklar ise diyete başlarken öncekinden daha küçük dozlarda ilaç alabilir. İlaç etkileşimleri genel olarak diyet başladıktan 1 ay sonra incelenir. Eğer hastalar, bir öğün bile olsa by diyetten çıkarsa diyetin olumlu etkisini kaybedebilir. Bu sebeple diyetisyen tarafından tarif edildiği şekilde diyete bağlı kalmak çok önemlidir.

Ketojenik Diyetin Epilepsi Hastalarına Herhangi Bir Yan Etkisi Var Mı?

Ketojenik diyete başlayan epilepsi hastası, diyet başladıktan birkaç gün sonra ufak çaplı halsizler hissedebilir. Hasta, diyete başladığında aynı anda başka bir hastalığa (grip, nezle vb.) yakalanırsa bu durum daha da kötüleşebilir. Hastalıklar esnasında karbonhidrat içermeyen sıvıların tüketilmesi gerekir.  Hastanın, uzun süre ketojenik diyet yapması durumunda ortaya çıkabilecek diğer yan etkiler ise şunlardan oluşabilir;

  • Böbrek taşları,
  • Kanda yüksek kolesterol düzeyleri,
  • Kabızlık,
  • Büyüme hızında yavaşlama,
  • Kemik kırıkları.

İlaç Değişikliklerine Gerek Olacak Mı?

Bu diyet, dengeli bir diyette bulunan tüm vitamin ve mineralleri sağlamadığından dolayı diyetisyen, vitamin ve mineral takviyelerini önerebilir. Bunlardan en önemlileri kalsiyum ve D vitamini (kemiklerin incelmesini önlemek için), B Vitaminleri ve selenyumdur. Diyet sırasında durdurulması gereken antikonvülsanlar (nöbet ilaçları) bulunmaz. Topiramat (topamax) ve zonisamid (zonegran) diyet sırasında böbrek taşı riskini yükseltmez, ancak zonisamid, taş oluşma olasılığını biraz arttırabilir. Yapılan son çalışmalarda, ilaç kullanımının diyetle birlikte değiştirilmesine gerek olmadığı görülmüştür. Bütün ilaç türleri, gizli şeker sorununu önlemek için mümkün olduğunca karbonhidratsız ve şekersiz bir formda olmalıdır. Epilepsi hastalarını doktor, genel olarak 1 ile 3 ayda bir kontrol eder. Tıbbi sorun olmadığından emin olmak için de kan ve idrar testleri yapılabilir. Büyümenin hız düzeyini görmek için boy ve ağırlık ölçümü yapılır.

Ketojenik Diyet Yarıda Bırakılır Mı?

Eğer epilepsi nöbetleri bir süre sonra (genel olarak 2 yıl süresince) sağlıklı bir şekilde kontrol altına alınmışsa doktor, bu diyetin bırakılmasını önerebilir. Bu durumda hasta, birkaç ay içinde kademeli olarak diyeti bırakır. Ketojenik diyet ani bir şekilde yarıda kesilirse bu nöbetler ciddi oranda kötüleşebilir. Birçok durumda bu diyet, nöbet kontrolünü yönetmede önemli derece faydalar sağlamıştır. Tüm bunlarla beraber bu diyette önerilen bütün besinlerin oranlarına dikkat etmek gerekir ve diyetisyen ya da doktordan izinsiz diyet yarıda bırakılmamalıdır.


Benzer Yazılar