Ketojenik diyet & sağlık
Ketojenik Diyetin Alzheimer hastalığı üzerindeki etkileri

Ketojenik Diyetin Alzheimer hastalığı üzerindeki etkileri

Ketojenik Diyetin ve Alzheimer hastalığının ilişkisi

Yapılan son araştırmalara göre ketojenik diyet; Alzheimer hastalığı için oldukça umut verici gelişmelere neden olmuştur. Bilindiği gibi epilepsi tedavisi için uygulanan ketojenik diyetin, zamanla yapılan çalışmalara göre nörodejeneratif sorunların semptomlarını da büyük oranda azalttığı görüldü. Alzheimer hastalığı da kronik bir nörodejeneratif bir hastalık türüdür. En sık görülen demans nedenidir ve etkilenen bireylerin %50’sinden fazlasını oluşturur. Bu hastalık, ilerici hafıza bozukluğu ve günlük yaşam aktivitelerine müdahale eden bilişsel gerileme ile karakterizedir. Alzheimer hastalığının en sık görülen erken belirtisi ise son olayları hatırlamakta güçlük çekilmesidir. Hastalığı ilerlemiş olanların semptomları arasında yürütücü işlev bozukluğu, oryantasyon bozukluğu, dil ile ilgili problemler, ruh hali değişimleri, davranış değişiklikleri ve öz bakım bozukluğu bulunur. 60 yaşın üzerindeki kişilerin, yaşa göre standartlaştırılmış prevalansı çoğu dünya bölgesinde %5 ile %7 arasında değişmektedir. Sadece 2010 yılında dünya çapında yaklaşık 35.6 milyon insan bu sorunu yaşamıştır ve bu rakamların her 20 yılda bir neredeyse iki katına çıkması beklenmektedir. Alzheimer, onlarca yıllık uzun bir preklinik evreye sahiptir ve bu hastalık için en önemli risk faktörü yaş ilerlemesidir. Bilişsel damar sağlığının, bilişsel gerileme için bir başka önemli risk faktörü olduğu görülmüştür ve bu nedenle kardiyovasküler risk için yapılan müdahaleler popülasyon düzeyinde bilişsel sağlığı iyileştirebilir. Obezite, diyabet, sigara içme, diyet, fiziksel ve zihinsel hareketsizlik gibi yaşam tarzı ile ilgili diğer faktörlerin de bu soruna yol açtığı öne sürülmüştür ve bu risk faktörleriyle ilgili potansiyel koruyucu önlemler de araştırılmaktadır.

Alzheimer, tıbbi manada nöropatolojik olarak nöronal kayıp ve hücre dışı amiloid pept-peptid içeren plakların ve beyindeki hücre içi hiperfosforile edilmiş bazı proteinleri içeren nörofibrilerde dolaşmaların birikmesi ile tanımlanır. Alzheimer hastalığının etiyolojisi tam manasıyla bilinmemekle birlikte hem genetik hem de çevresel risk faktörlerinin rol oynadığı ileri sürülmüştür. Tanımlanan Alzheimer hastalığının risk genleri, lipid ve kolesterol işleme, enflamatuar tepkiler ve bağışıklık sistemi ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı için iyileştirici tedaviler henüz mevcut değildir ve destekleyici bakım bu tarz hastaların tedavisinde önemli bir rol oynar. Hastalığın ilerlemesini değiştirmeden bu hastalığın semptomlarının geçici olarak hafifletilmesini sağlayan semptomatik tedaviler arasında, asetilkolinesteraz ajanları ve glutamat antagonisti memantin gibi ilaçlar bulunur. Bu ilaçların birçoğu en iyi ihtimalle orta derecede semptomatik etki sunar. Bu hastalığın semptomlarını önleyen, geciktiren veya tedavi edebilen hastalık modifiye edici tedaviler geliştirmek için Alzheimer hastalığının etiyopatogenezinin daha iyi anlaşılması gerekir. Tip 2 diyabet ve insülin direnci Alzheimer için yaşam tarzıyla ilgili ana risk faktörleridir. Diyet ve fiziksel egzersiz de dâhil olmak üzere yaşam tarzı değiştirici yaklaşımlar, Alzheimer hastalığının önlenmesinde ve erken tedavisinde yararlı etkiler gösterebilir. Yapılan son araştırmalarda elde edilen bulgular, kalori kısıtlamasının yaşa bağlı nöronal hasarı önlediğini ve Alzheimer hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yararlı olabileceğini göstermiştir.  Alzheimer tedavisine nispeten yakın bir diyet yaklaşımı ise ketojenik diyet uygulamasıdır.

Alzheimer Hastalığında Glikoz Ve Ketonların Rolü

Beyindeki bozulmuş glikoz metabolizması, Alzheimer hastalığının en bilinen özelliklerinden biridir. Bu hastalık için yüksek genetik riski olan genç erişkinleri araştıran çalışmalar, bu metabolik eksikliklerin genç erişkinlik döneminin başlarında ve demansın başlamasından 10 yıl önce ortaya çıkabileceğini buldu. Glikoz metabolizmasındaki bu erken bozulma, metabolik müdahalelerin hastalığın gelişmesini önlemede veya en azından engellemede etkili olabileceği anlamına gelir. Ketojenik diyet uygulamasında üretilen keton gövdelerinin (KB), mitokondriyal etkinliği ve bilişsel işlevi arttırarak beyine, tamamlayıcı bir enerji kaynağı sağlamak için kullanılabileceği öne sürülmüştür. Bu metabolik yol, asetil koenzim A’yı üretmek için glikoliz baypas eden ve daha sonra beyindeki enerji kullanılabilirliğini arttıran thus-hidroksibutirat ve asetoasetatı içerir. Kanıtlar, beyin keton alımının Alzheimer hastalığında, glikoz alımının azaldığı gibi bozulmadığını göstermektedir. Bu tamamlayıcı beyin metabolizması, ketojenik diyetin Alzheimer hastalığının tedavisinde ve önlenmesinde yardımcı olması için önerildiği ilk mekanizmadır.

Ketojenik Diyet Alzheimer Hastalığı Üzerinde Nasıl Etkiler Gösterir?

Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, doymuş yağ asitleri yönünden zengin bir diyetin Alzheimer riskini arttırdığını göstermektedir. Ayrıca, transgenik hayvanlara uygulanan yağ bakımından zengin bir diyet, sistemik enflamasyonu teşvik ederek, oksidatif stresi artırarak ve sinir bozucu nöropal apoptozu şiddetlendirerek bilişsel bozulmayı hızlandırabilir. Bir hayvan modeli üzerinde yapılan çalışmalar, ketojenik diyetin, bu tıbbi durum için olası bir faydalı etkisini göstermektedir. Ketojenik diyetin, beyin homojenatlarında çözülmüş amiloid-beta hacmini azalttığı görülmüştür. Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda, uzun süreli keton ile vücut esterleri uygulamasının, bilişsel işlevi geliştirdiği ve beyindeki beta-amiloid ile yüksek fosforile edilmiş bazı proteinleri de azalttığı gözlenmiştir. Ketojenik diyetin faydaları, motor fonksiyonlarda da amiloid-beta veya protein tau birikintileri üzerinde bir etkisi olmadığı kanıtlanmıştır. Ayrıca araştırmacılar, bu diyetin, beyin ile damar fonksiyonlarını artırabileceğini, yararlı bağırsak mikrobiyotasını arttırabildiğini ve metabolik profili iyileştirebileceğini de gözlemlemişlerdir. Bu faydalar aynı zamanda Alzheimer riskini de ciddi oranda azaltabilir. Bu çalışmalarda ayrıca, ketojenik diyetin Alzheimer hastalığının seyri içinde insanlarda potansiyel bir etkisi olduğunu da göstermiştir. Ketojenik diyet uygulanmasının, plazma keton vücut seviyelerinin yükselmesine yol açtığı ve daha yaşlı kişilerde, bellek bozukluğu ile bilişsel işleyişini geliştirebileceği sonucuna varılmıştır. 

Hafif bilişsel bozulma (MCI), demanstan önceki bir durumdur ve Alzheimer hastalığı olan kişilerde ilk nörodejenerasyonun sonucu olarak görülür. Ketojenik diyetin, demans ve Alzheimer hastalığı seyri üzerine olası bir başka etkisi de araştırılmıştır. Araştırmalar, doymamış yağ asitlerinin (özellikle de çoklu doymamış yağ asitleri ve omega 3) artan bir diyet arzının, bu durumun daha düşük bir riskle sonuçlanabileceğini göstermektedir. Ketojenik diyetin, Alzheimer hastalığının iyileştirilmesi üzerindeki yararlı etkisinin, normal veya yüksek karbonhidratlı bir diyete karşı daha yüksek doymamış yağ asitleri kaynağı ile ilişkili olması mümkündür.

Ketojenik Diyetin Olası Yan Etkileri Nelerdir?

Ketojenik diyet kullanımının klinik çalışmalarında en sık bildirilen yan etkileri gastrointestinaldir.  Kabızlık, ishal, ara sıra bulantı ve kusma genel olarak hafiftir, zamanla düzelir, çoğu zaman bir diyetisyen rehberliğinde diyet ayarlamaları ile idare edilebilir ve nadiren tıbbi müdahale gerektirir. Daha küçük öğünler, daha fazla lif, fiziksel aktivite ve artan sodyum, bu olumsuz etkileri önleyebilir veya hafifletebilir. Ketozu uyaran çok düşük karbonhidratlı diyetler, erişkinlerde HDL kolesterolü arttırırken, serum trigliseritler, LDL ve toplam kolesterolde azalmalara katkıda bulunabilir.  Herhangi bir diyet kısıtlamasıyla beraber olası eksiklik riskini azaltmak için önerilen günlük multi vitamin ve mineral takviyesi seviyelerine uyulmalıdır. Alzheimer hastası olan yetişkinler, öngörülen bu diyete uymakta zorluk çekebilir ve kendi kendine bildirimde bulunma yeteneğinden yoksun olabilir. Doğru veri toplama için titiz bir takip gerekir. Diyette ilk birkaç hafta boyunca hastalarda, serum β-hidroksibutirat veya idrar asetoasetat konsantrasyonlarının ölçümü ketojenik diyetin uyumunu değerlendirmek için kullanılabilir.  Genel olarak Alzheimer hastalığındaki diyet müdahalelerinin yararları, invaziv olmayan, nispeten düşük riskli, genellikle klinik izlemede ciddi yan etkileri olmadan ve farmakolojik müdahalelere ek olarak oldukça faydalı olabilir.


Etiketler ,

Benzer Yazılar